Hasta psikolojisi nasıldır? (Hasta psikolojisinin özellikleri nelerdir? Hasta nasıl hisseder?)
İnsanoğlunun var olduğu sürece boyunca en temel amacı mutlu olmak ve sağlık bakımından en üst düzeyde olma isteğidir. Hastalık ile beraber iyi oluş hali hastalığın seyrine göre, geçici olarak bozulmaktadır. Hastalanmak yalnızca fizyolojik bir süreç değildir. Aynı zamanda, psikolojik, sosyal ve kültürel bir olgudur. Psikolojik açıdan değerlendirmek gerekirse, insanların hastalığı algılaması ve sağlığın bozulmasına karşı yaşanan duygular farklılık gösterir. Hastanın yaşı, cinsiyeti, kişilik yapısı, aile içi rolü, kişinin hastalığı nasıl algıladığı bu farklılıkları açıklamaktadır. Öte yandan, hastalar hastalık başladıktan sonra bu süreci 5 evrede yaşamaktadırlar: ilk evrede hastalığa karşı şok yaşanır, hastalık inkar edilir. 2. evre de öfke duygusu yoğun olarak yaşanır. 3. evre hasta kontrolünü kazanmaya çalışır, 4.evrede ise; hastalıkla baş etme azalır ve depresif belirtiler gözlemlenir. 5.evrede hastalığa karşı kabul süreci başlamıştır ve hasta iş birliğine hazırdır.
Hasta psikolojisinin düzelmesi için hasta yakınları neler yapabilir? (Hasta yakınları hasta psikolojisinin düzelmesi için neler yapabilir? Nasıl davranmak gerekir? Nelere dikkat edilmeli?)
Hastalık tek bir bireyi değil, onunla etkileşimini sürdüren insan gruplarını da etkiler. Hasta, hasta yakınlarından hem fizyolojik olarak bakım alırken hem de psikolojik açıdan onlardan destek alır. Onların hastalığı algılaması hastanın psikolojisini etkilemektedir. Hastanın yakınları hastalık hakkında ‘çok amansız hastalık, öldüren hastalık, Allah’ın verdiği ceza, Allah’ın verdiği bir sınama’ gibi algılaması hastanın hastalıkla başa çıkma becerilerini olumsuz anlamda etkilemektedir. Bu gibi düşünceler hasta ve yakınlarının geleceğe umutla bakma, ölüm korkusu, acı çekme korkusu, doktorun önerilerine uymama, işbirliği yapmama gibi çeşitli davranışlar ortaya çıkarabilir. Burada hasta yakını öncelikle geleceğe umutla bakmalıdır. Hastaya karşı empatik bir tutum sergilemelidir. Hastanın kızgınlık, öfke, ölüm korkusu gibi duygularını serbestçe ifade etmesine olanak sağlanmalı, Onun dinlendiği hissettirilmeli, Söyledikleri inkar etmemeli ve herkesin bu konuda çaresiz olduğu hatırlatılmalıdır.
Hasta psikolojisi için ne zaman uzman yardımı almak gerekir? (Hasta psikolojisi için ne zaman uzmana görünmek gerekir? Hasta mutlaka psikoloğa ya da psikiyatriste gitmeli mi?)
İnsanlar doğumdan ölüme kadar çeşitli hastalıklar geçirebilir. Bunlar, günlük seyrinde ilerleyen, ilaç tedavisi almadan ya da ayakta tedavi ile geçebilen hastalıklar olduğu gibi beklenmedik, aniden gelişen, beden bütünlüğünün bozulmasına neden olabilecek düzeyde olabilir. Çeşitli hastalık durumlarında, kişi eğer kendini mutsuz, huzursuz, çökkün, yaşama karşı isteksiz, geleceğe yönelik karamsar düşünceleri yoğunlaştıysa, ölüm ve intihar düşünceleri oluşmaya başladıysa, öfkesini kontrol etmekte zorlanıyorsa, günlük yaşamda dikkatini toplamakta zorlanıyorsa ve unutkanlığı arttıysa, uyku düzeninde problemler yaşıyorsa örneğin uykuya dalmada zorlanıyorsa ya da uykudan sık sık uyanıyorsa, hızlı bir kilo kaybı ya da hızlı bir kilo artışı varsa, kendisine ya da çevrenize zarar verme düşünceleri oluşuyorsa kişi psikolojik destek almalıdır.
Yatan hasta psikolojisi nasıldır? (Sürekli yatan hastanın psikolojisinin özellikleri nelerdir? Hasta nasıl hisseder?)
Yatan hasta tanımında günlük yaşam aktivitelerinin bir kısmının veya tamamının yapılamaması durumunu içerir. Kişi, kendi öz bakım ihtiyaçlarını karşılayamaz dolayısıyla bakım veren birine ihtiyaç duymaktadır. Yatan hastanın sosyal ortamdan uzaklaşacağı aşikardır. Bu sebeple yalnızlık, ölüm duygusu, arkadaşlarını, dostlarını, yakınlarını kaybetme korkusu, depresyon, kaygı bozukluğu, terk edilme korkusu yaşayabilir. Hastanın kişilik özelliği, hastalığının özelliğine, hastanın genel ruh durumuna göre değişkenlikler göstermektedir. yatan hastanın sosyal çevreden kopmaması oldukça önemlidir. Yattığı odada televizyon, radyo, internet bulundurmak dış dünyadan haberdar olması için önemlidir. Eğer, hastanın bazı yetilerinin kaybı yüzünden televizyon, radyo dinleyemiyorsa, gazete, dergi, kitap okuyamıyorsa hasta yakının bu konuda destek olması beklenir. Hasta mümkün oldukça hayata aktif katılımı sağlanmalıdır.
Kanserli hasta psikolojisi için neler yapılabilir? (Kanserli hastaya nasıl davranmak gerekir? Uzman yardımı almak gerekir mi? Nelere dikkat edelim?)
Kanser hastaları yaşamları boyunca sahip olduklarını kaybetme tehlikesi altındadırlar; ekonomik güçlerini, organlarından herhangi birini, hatta yaşamlarını kaybetmekle karşı karşıya kalırlar. İnsanın zihninden bu yıpratıcı konularla ilgili birçok soru geçer. Kanser korku, umutsuzluk, suçluluk, çaresizlik, terk edilme ve ölüm gibi duygu ve düşünceleri çağrıştırır. Karamsar ve çaresizlik tutumları yaygındır. Kanserli hastalar bu çaresizlik duygularını genellikle hasta yakınına ve çalıştığı sağlık personeline yansıtır. Kanserli hasta ‘niçin ben’ gibi sorularla boğuşuyor olabilir. Niçin sorusuyla birey yaşadıklarına yükleme yapmak istemektedir. Dolayısıyla, bu soru zaman zaman psikolojik desteğin can alıcı noktası haline gelebilmektedir. İnsanların hastalığa uyumunu etkileyen bir başka etmen, hastalık hakkında bilgi, inanç ve beklentileridir. Bunlar hastalıkla ilgili yüklemeler olduğu kadar bireyin hastalığı kabul etme düzeyini de etkilemektedir. Aslında kanserli hasta iki önemli uyum aşamasındadır. Bunlar, hastalık nedeniyle ortaya çıkan fiziksel yetersizlikler ikincisi ise, hastalıkla beraber değişen genel uyum süresi olarak söylenebilir. Bu durumda, kanser sadece biyolojik bir tedavi süreci değil psikolojik tedavi gerektirmektedir.
Ölüm korkusu yaşayan hastaya nasıl yaklaşmak gerekir? (Ölüm korkusu yaşayan hastaya nasıl davranmalıyız? Onu nasıl motive edebiliriz? Nelere dikkat etmeliyiz?)
Ölüm, insan için önemli ve zor bir kavram olduğu sanırım herkes tarafından kabul edilecek bir gerçekliktir. Travmatik bir yaşantıya maruz kalmış, kronik hastalığı olan veya kayıp yaşamış kişilerle konuşurken, ölümün ele alınması özellikle önemlidir. Bu tür olaylar karşısında kişinin çevresindekiler bu tatsız konuyu hiç açmayarak, bir sessizlik oyunu oynayabilirler. Aslında, hastayla beraber hasta yakınıda hayatın bir gün biteceği ve bunun her an olabileceği gerçeğiyle sert bir şekilde yüzleşir. hem hasta hemde hasta yakını sessizlik oyununu kırıp bu konuda düşündüklerini, hissettiklerini, ölümü felsefik ya da inanç kısmından nasıl algıladıklarını, geri kalan hayatında neler yapmak istediklerini, hayatın tek ve biricik olduğunu konuşmaları her iki tarafında rahatlatacaktır. Önemli olan bardağın dolu tarafından bu konuyu konuşabilmektir.
Hasta psikolojisinde doktorun önemi nedir? (Hasta psikolojisinde doktorun işlevi ne? Doktorun yaklaşımı nasıl olmalı? Nelere dikkat edilmeli?)
İnsanların tedavi aşamasında hekimin davranışlarının güleryüzlü, yumuşak, sevecen ,her şeyi açıklayıcı olmasına daha çok önem verdiği görülmektedir. Güler yüzlü, kendinden emin, dostça davranan bir hekim, hem hoş hemde işini çok iyi bilen biri olarak görülür. Burada hasta ve hasta yakınlarının doktorun çok kutsal bir iş yaptığını, bu konuda yıllarca eğitim aldığını, zorluklar içerisinde tecrübe kazandığını göz önünde bulundurulmalıdır. Doktor, hasta, hasta yakını ile görüşmeler nezaket kuralları içerisinde yapılmalıdır. İki tarafında karşılıklı göstereceği bu olumlu duygularla yüklü bir bağın kurulması tedavi sürecini de olumlu etkileyecektir.
HASTA YAKINI PSİKOLOJİSİ
Hasta yakını psikolojisi nasıldır? (Hasta yakını psikolojisinin özellikleri nelerdir? Hasta nasıl hisseder?)
Hastanın ruh sağlığını etkileyen en büyük etken hasta yakınları ve arkadaşları yani sosyal çevresidir. Hastayla beraber hasta yakınında desteğe ve güçlendirilmeye ihtiyacı vardır. Kanser gibi uzun süren, yaşamı tehdit eden, olağan günlük yaşamını kaybetmesine neden olan hastalıklara bakım veren kişilerde hastayı kaybetmekten korkma, kaygı ve ona iyi bakım verememekle ilgili suçluluk duyguları olabilir. Suçluluk duygusu depresyonu tetiklediği bilinmektedir. Depresyonlu bir bireyin hasta bakımına katkısı olumsuz olabilmektedir. Dolayısıyla, hasta yakının kendisine gün içerisinde hastasını ihmal etmeden zaman ayırmalı ve kendisini iyi hissetmesini sağlamalıdır. Çünkü kendini iyi hisseden biri hastasıyla daha olumlu iletişim kuracak ve daha iyi bir bakım verebilecektir.
Hasta yakını psikolojisi için neler yapılabilir? (Hasta yakını psikolojisinin düzelmesi için neler yapabilir? Nasıl davranmak gerekir? Nelere dikkat edilmeli?)
Hasta yakını kendini iyi hissetmeye çalışmalıdır. Bu bencillik değildir, hastasına daha iyi bakabilmek için kendini iyi hissedecek şeyler yapmalıdır. Hasta bakıcısının yardım isteme hakkı vardır, çünkü her insanın gücünün yetebildiği sınırları olduğu aşikardır. ayrıca, hastaya bakmak gibi çok öenmli bir sorumluluğu vardır fakat kendi yaşamının da olduğu unutulmamalıdır.. Bizim toplumumuzda bireyin kendisi için yaptığı davranışlar zaman zaman bencillik olarak algılanmaktadır. Fakat hasta yakınının daha güçlü bir destek verebilmesi için sadece kendisi için bazı şeyler yapabilmelidir. Hasta yakını kızgınlık, öfke, mutsuzluk gibi duygularını saklaması hasta bakıcısının zaman içerisinde daha mutsuz, daha isteksiz olabilmesine neden olabilmektedir. Dolayısıyla, bu gibi duygularını açıkça ifade etmelidir.
Hasta yakını psikolojisi için ne zaman uzman yardımı almak gerekir? (Hasta yakını psikolojisi için ne zaman uzmana görünmek gerekir? Hasta yakını mutlaka psikoloğa ya da psikiyatriste gitmeli mi?)
Hasta bakımı sadece fizyolojik bir süreç değil psikolojik açıdan da desteklenmesi gereken bir bakım sürecidir. Hasta bakıcının olumlu duygular içerisinde olması hastanın da bu olumlu duygulardan etkilendiği bilinmektedir. Bu emek verilen süre içerisinde, kendini mutsuz, huzursuz, çökkün, yaşama karşı isteksiz, geleceğe yönelik karamsar düşünceleri yoğunlaştıysa, ölüm ve intihar düşünceleri oluşmaya başladıysa, öfkesini kontrol etmekte zorlanıyorsa, günlük yaşamda dikkatini toplamakta zorlanıyorsa ve unutkanlığı arttıysa, uyku düzeninde problemler yaşıyorsa, hızlı bir kilo kaybı ya da hızlı bir kilo artışı varsa, kendisine ya da çevrenize zarar verme düşünceleri oluşuyorsa kişi psikolojik destek almalıdır.
Hasta yakınları ne tür psikolojik sorunlar yaşayabilir? (Hasta yakınları psikolojik olarak neler yaşayabilir? Nasıl sorunlar görülür?)
Hastayla beraber hasta yakınında bu hastalık sürecini beraber geçirmektedir. Kanser gibi uzun süren, yaşamı tehdit eden, olağan günlük yaşamını kaybetmesine neden olan hastalıklarda ya da acile başvurması gereken hastalığı aniden seyiralmış hataların yakınlarındahastası hakkında endişe ettiğini görürüz. Bu acil durumlarında kimi zaman panik duygusuda görülmektedir. Daha kırılgandırlar. Bu kırılganlıklarının altında, hastayı kaybetmekten korkma, kaygı ve ona iyi bakım verememekle ilgili suçluluk duyguları olabilir. Sık sık yaşanan korku, kaygı ve suçluluk duyguları depresyonu ve kaygı bozukluklarını arttırabilir. Hasta hastalığını öğrendiğinde bu hastalığa karşı duygu ve düşünceleri beş evrede incelenmektedir. Aynı şekilde, hasta yakını da hastalığa karşı inkar, öfke, kontrolü tekrar kazanma, depresyon ve en son aşamada hastalığı kabul ve işbirliği aşaması yaşayabilmektedir.
Hasta yakını ile iletişim nasıl olmalı? (Hastanın yakınları ile nasıl bir iletişim kurulmalı? Nelere dikkat etmek gerekir? Hasta yakınına nasıl davranmak gerekir?)
Hasta yakınıda hastalığı yaşayan kişi gibi yoğun duygular deneyimler yaşar. Yaşamı tehdit eden bir hastalıkla karşı karşıya kalan hasta yakını hastasıyla beraber yaşam ölüm gibi kavramları tekrar yaşar. Bu yüzden, hasta yakını ile iletişim kurarken, umudu azaltan başka yaşanmış deneyimlerden söz edilmemelidir. Bu süreçte, hasta yakınını dinlemek ve onun yaşadıklarını paylaşmak, en iyi duygusal destek sayılabilir. Mümkünse, yemek yapmak gibi hasta yakınının sorumluluklarını hafifletici iş bölümlerine katılmak, onun arada bir mola verip dinlenmesini sağlamak ve hastalık öncesindeki günlük yaşantısını olabildiğince sürdürmesini desteklemek çok fayda sağlar. Meraklı sorular sormak yerine onun konuşmak istediği azaltmak hasta yakını için yarar sağlayacaktır. Hastanın ihtiyaçlarının öne çıktığı bu tedavi sürecinde, hasta yakını kendi sıkıntı ve ihtiyaçlarını ihmal edebilir; uyku, yemek, stres gibi problemler yaşayabilir ve uzman desteği gerekebilir. Herkes böyle zor bir deneyimde; sevildiğini, değerli olduğunu, yalnız olmadığını hissetmek ister ve çevresinin desteğine ihtiyaç duyar.
Hasta yakını ile hasta arasında ilişki nasıl olmalı? (Hasta yakını ile hasta arasında nasıl bir ilişki kurulmalı? İdeal ilişki formu nedir?)
Hasta özellikle uzun sureli tedavi gören ya da yatan hastanın en yakın kişisi hasta yakınıdır. Hasta ve hasta yakınının arasında ne kadar sıcak, anlayışlı, empatik, olumlu ilişkiler içerisinde olurlarsa hastanın tedavi süreci o derece olumlu geçecektir. Bu yüzden, hasta yakını sadece fiziksel olarak bakım veren biri değil aynı zamanda psikolojik olarakta destek sağlamaktadır. Hasta yakını hastasına bakarken kimi zaman kendi öz bakımını unutabilir. Aç, susuz, uykusuz kalabilir. Bu temel ihtiyaçlarını gideremediği için kimi zaman kızgın, mutsuz ve huzursuz bir halde olabilir. Buda hastasına verdiği bakımın kalitesini azaltabilir. Bununla beraber, hastasına istemeden de olsa olumsuz tutum ve davanışalrda bulunabilir. Dolayısıyla, hasta yakını hem hastasına bakım vermeil hemde kendini ihmal etmemelidir.
7) Hasta yakını ile doktor arasındaki ilişki nasıl olmalı? (Hasta yakını ile doktor arasında nasıl bir ilişki kurulmalı? İdeal ilişki formu nedir?)
Hasta yakının daha önceden bir hastane deneyimi olabilir ya da ilk defa hastaneye gelmiş olabilir. Eğer daha önceden hastaneye gelmiş ve olumsuz bazı deneyimler yaşamışsa hasta yakını hastaneye, doktorlara karşı bazı ön yargılar besliyor olabilir. Eğer hasta ilk defa hasteneye başvuruyorsa bazı tedirginlikler yaşayabilir. Bu önyargılar hasta yakını ve doctor arasında ilişkinin olumsuz olmasını sağlayacaktır. Öte yandan, aniden ortaya çıkan bir hastalık karşısında acile gelen hasta ve hasta yakını hemen ilgilenilmeyi ister. Ilginin yanında en temel ihtiyaç doktor tarafından yapılacak bilgilendirmelerdir. Yani hastalığın ne olduğu, nasıl bir tedavi şeklinin ilerleyebileceği ya da doktorun hasta hakkındaki gözlem, öngörü ve önerisi hakkında hasta yakını bilgi almak isteyecektir. Aslında, bir çok kızgın, agresif hasta yakını dinlendiğinde hastası hakkında yeteri kadar ilgi ve bilgi alamadıklarından muzdarip olur. Bunların önüne geçmek, tedavi aşamasındaki hastaya daha yararlı olabilmek için doktor hasta yakınına yeteri kadar ilgi ve bilgi verilmelidir. Bu noktada, hasta yakını doktora karşı nezakat kurallarında olmalı, eğer bazı konuları eksik görüyorusa doktoruna nezakat kuralları çerçevesinde bunu aktarmalıdır. Iki tarafında kuracağı olumlu iletişim hastanın tedavisini güçlendireceği unutulmamalıdır.

