BOŞANMA SONRASI DEPRESYON

Boşanmak tramvaya neden olur mu?
Krizler ve travmatik olaylar bireyi duygusal, davranışsal ve fiziksel olarak olumsuz etkileyen, baş edilmesi güç ve normal yaşam şartlarını zorlaştıran olaylar ve durumlardır. Boşanmakta kişinin günlük yaşamını etkileyen, sosyal ve ekonomik yönden ani değişiklikler yarattığı için boşanmakta tramvaya neden olmaktadır. Kriz ve tranvalar üç bölüme ayrılır.bunlar ilki gelişimsel yaşan krizlerdir. Yani, bir okuldan mezun olmak, ergenlik, Kariyer veya iş değiştirme, Evlenmek, Çocuk sahibi olmak, Emekli olmak gibi yaşamın içinde gelişen bir durumdur. İkincisi ise Durumsal Krizleridir • Ayrılmak ve boşanmak • işini kaybetmek • Uzun süre işsiz kalmak • Trafik kazası yapmak • Ciddi bir hastalık yaşamak • Ameliyat olmak • Sakat kalmak • Ani ölümler • Bulaşıcı hastalıklar • Ekonomik krizlerdir. eşler için mutsuz giden bir evliliği bitirmek olarak görünse de boşanmanın neden olduğu sorunlar ve getirdiği sorumluluklar bireyler için zor bir süreci başlatır. Özellikle yalnız yaşamanın verdiği sorumlulukların yanı sıra tek ebeveyn olarak gerek sosyal yaşamlarını gerekse de çalışma hayatları etkilemektedir. Bu yüzden evlililik yaşaımdan günlük hayat akışı boşanmayla beraber değişmektedir. Sosyal ilişkiler yani evlilik sırasında görüşülen arakdaş,dost ve çevreninde değişimi yaşanmaktadır. Bazı durumlarda boşanan kişilerin kabul edilmemesi durumu olabilir. Dolayısıyla, boşanma yaşam içerisinde değişikliklieri beraberinde getirmektedir ve tranvaya neden olmaktadır.
Boşanma sonrası depresyon hangi durumlarda gerçekleşir?

Boşanma ile ilgili yapılan bir araştırmada, eşlerin boşandıktan sonra kendilerini nasıl hissettikleri sorusu yöneltilmiştir. Kendilerini rahatlamış ve huzurlu olarak nitelendirdikleri belirtiştir. Bu rahatlama süreci bazı bireylerde boşanmanın hemen ardındaki süreçte yaşanırken bazıları için ise ilk etapta yaşanan derin bir depresyon sürecini takiben ortaya çıkmış olduğu belirtilmmiştir. Boşanma sonrası depresyona giren bireyler incelendiğinden bu kişilerin çocuk sahibi olduğu belirlenmiştir. Çocuklarını tek başına yetiştirmek gibi kaygılarının olduğu gözlenmiştir. Özellikle bekar annelerin boşanma sonrası stress düzeyleri daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Toplumun tek başına çocuk yetiştiren bir kadına olumlu bakmayacağı yönündeki inançlarının bu kadının duydukları stres düzeyinin daha da artmış olacağı saptanmıştır. Ayrıca boşanmadan sonra eşlerin maddi olarak tekrar iş yaşamına atılmaları ya da var olan iş yaşamından daha fazla para kazanacağı bir başka işe geçmeleri durumları söz konusudur. Böylelikle çocuklarıyla geçirdikleri zamanın azalması ya da onlardan ayrı kalmak boşanmış bireylerim bazılarını depresyona sokan diğer kaynaklar olarak belirlenmiştir. Çocuklarının bu süreçten olumsuz etkilenmeleri kaygısı, boşanmayı kabullenme sürecinde yaşanan zorlukların başında gelir. Öte yandan, Boşandıktan sonra ilk başlarda kendilerini çok mutsuz hissettiklerini belirten bireylerin bazıları , beklentilerinin karşılanmamasının ve de emeklerinin karşılıksız kalmasının yaratmış olduğu kırgınlık, boşanmanın hemen ardından yaşanan süreçte depresyona yol açan bir diğer kaynak olarak belirlenmiştir. Ayrıca, bireylerin boşanmalarının hemen ardından kendilerini mutsuz hissetmelerine sebep olarak, depresyona girmelerinde etkili olan diğer kaynaklar; geleceklerinin ne olacağına dair belirsizlik ve hayatta kimsesiz kaldıklarına dair duydukları inanç olarak aktarılmıştır. Ayrıca, evlilik sürecinde yaşanan şiddet boşanmanın gelişimiyle kişiyi depresyona sürüklemektedir. Dolayısıyla, şiddet,çocuklar, sosyal ortamın değişmesi, gümlük hayatın değişimi kişiyi depresyona sokabilmektedir.

Boşanma sonrası depresyon nasıl atlatılır?

Boşanmak zorlu giden bir evliliğin bazen eşlerden biri bazende her iki tarafında istemesiyle sonlandırılması sürecidir. Bazı bireyler bu zorlu evlilikten çıktıkları için kendilerini rahatlamış ve huzurlu olduklarını söylemektedirler. Fakat beklenmedik bir boşanmayla karşı karşıya kaldıklarında ya da aldatılma sonucunda depresyona girdikleri belirlenmektedir. Depresyon kişilerin kişilik yapılarına, mizaç özelliklerine, ailesinin dinamiğine göre kişiden kişiye göre değişmektedir. bu sebeple yaşanan depresyonunda atlatılması bireyler arasında farklılık göstermektedir. Yinede boşanmasının üstesünden gelebilek için bazı durumlar üzerinde farkındalık sağlanması etkili olabilir. Örneğin, evlilik boyunca görüşülen arkadaş çevresinin, sosyal ortamların boşanma ile beraber değişiklik gösterir. Bazen eşler evlilikte beraber görüştükleri arakdaşlarıyla görüşmek istemeyebilirler bazende arkadaşları boşanan kişilerden biriyle görüşmeyi durdurabilirler. Bu yüzden değişen sosyal ortam, görüşülen arkadaşların değişmesi kişinin yeni sosyal çevre edinmesini gerektirmektedir. Yeni hobiler edinmek, yeni sosyal ortamlara girmek ve yeni arkadaş çevresi edinmek bu süreci daha rahatlatacaktır. Ayrıca öenmli noktalardan biride boşanmak bir kayıptır. Yani nasıl yakın bir insanın ölümünden sonra kayıp ve yas süreci yaşıyorsak boşanmayla beraberde yas süreci başlar. Size ne kadar kötülük yapmış ve acı çektirmiş olsada boşanmanın ardından bir yas süreci yaşamak normaldir. Dolayısıyla boşanma sonrasıyla hayatın biteceği, artık mutlu olunamayacağı gibi durumlar kişinin yanlış inanaçlarıdır. Unutulmamalıdır ki, boşanmadan sonra kişinin zaman içerisinde kendine ayrı bir hayat kurabildiği ve çocuklarıyla yepyeni kurdukları hayatta daha da mutlu oldukları yapılan bir çok araştırmadan desteklenmiştir.

Boşanma sonrası depresyon için ne zaman uzmandan yardım almak gerekir?
Boşanma iki kişi arasında duygusal, fiziksel ve ekonomik anlamda beraberliğin sona ermesidir. Boşanma `ölüm`den sonra, insanları en çok etkileyen duygusal süreçlerin yaşandığı bir durumdur. Sosyal olarak bakıldığında, boşanma toplumda kötü bir olay olarak anılmaktadır. Aslında boşanma, insan hayatında yaşanılan  bir `durum`dur. Boşanma süreci, “boşanma öncesi dönem” adı verilen “düşünme” ile başlarBu dönemde ilişkide bir problem olduğu fark edilir ve tatminsizlik duygusu yaşanır. Eşe ve ilişkiye yabancılaşma görülür; daha çok düşünülen `mutlu değilim` gerçeğidir. Bu dönemde şok ve kaos ön plandadır, kişi çözüm adına partneriyle yüzleşmek, tartışmak, inkar, içe kapanma veya terapi arayışı gibi davranışlar gösterir. Bu noktada çift ve aile terapistine gitmek evliliğe devam etmek ya da boşanmaya karar vermek için yararlı olacağı bilinmektedir. Eğer eşler terapiden sonra boşanmaya karar verirlerse Boşanma sırası dönemi başlar. Buda mahkeme dönemidir. Eşlerden birisi veya her ikisi depresyona girebilir. En yoğun hissedilen duygular; kızgınlık, yoğun öfke, kendilerine acıma, üzüntü, yalnızlık duygusudur. Bu duyguların ardından yas tutma ve rahatlama süreçleri gelir. Eğer ki kişi yas tutma sürecinde kendi davranışarını kontrol edemiyorsa, eşine veya boşanmasına sebep olduğunu düşündüğü kişilere karşı şiddet uygulamak istiyorsa, intihara teşebbüs etmek gibi düşüncelere sahipse kişi muhakkak bir ruh sağlığı çalışanından destek almalıdır. bunlar yaşanan en uç noktalara verilecek örnektir. Fakat her boşanmayla beraber kişinin yaşamı, günlük hayat akışı, ekonomik durumu, ilk ailesiyle yaşadıkları gibi konular değişime uğrar. Bunlara adapte olmak yeni bir hayat kurmak ilk başlarda mücadeleyi getirmektedir. Bu süreci bir uzman desteği ile atlatmak kişiye yarar sağlayabilmektedir. Kısacası, boşanmak her insan için bir değişii getirmektedir. Bazı insanlar bunu çok çabuk atlatabilirler bazı kişilerde boşanma sonrası duygular yoğun yaşanır. Bu noktada bir uzmandan destek almak kişinin hayat kalitesini yükseltebilmektedir.

Boşanma erkekleri nasıl etkiler?

Boşanma hem erkeği hemde kadını yanı eşlerin her ikisinide etkileyen bir durumdur. Fakat burada önemli nokta boşanmanın ne sebeple olduğu, hangi durumların bunu tetiklediği gibi konular ön plandadır. Ayrıca, erkeğin terk eden taraf mı, terk edilen taraf mı olduğu önemli bir noktadır. Bu boşanma sonrası durumunu oldukça etkilemektedir. Terk eden erkek boşanmadan sonra rahatlamış,huzura kavuşmuş, öfkesini dindirebilmiş gibi görünmekle beraber terk edilmş tarafta durum daha farklı yaşanmaktadır. Özellikle beklenmedik ani gelişen boşanmalar örneğin sadakatsızlık yani aldatılmanın açığa çıkması ile gerçekleşirse erkeklerde özgüven kaybı, değersizlik, emeklerinin boşa gitmesi, umutsuzluk, geleceğe karamsar bakmak gibi durumlar geliştirebiliyor. Öte yandan, boşanma sonrasında çoğu durumda çocuklar anneye verilmekte ve erkeğin nafaka ödemesi gibi durumlar oluşmaktadır. Bazı erkeklerin bu nafakayı ödemek için daha çok çalışması gerekmekte, kazancını arttırmak için daha çok para kazanacağı bir işe girmesi gerekmektedir. Bu da evlilikten farklı olarak yeni bir hayat, yeni iş ortamı, yeni eve taşınma gibi süreçleri beraberinde getirmektedir. nafakanın ödeyememe ya da bazı durumlarda nafakayı ödemeyerek eşini cezalandırma gibi durumlar söz konusu olabilmektedir. Tabi bu noktada eşler arasında öfkeli iletişimin devam ettiği görülmekle beraber çocukların etkileneceği unutulmamalıdır.öte yandan, Erkeklerin çocuklarıyla az zaman geçireceği endişesi, hatta çocuklarını bir daha görememe korkusu yaşadıklarını danışanlarımdan görmekteyim. Buda onları mutsuz edebiliyor. Aslında boşanmada bir yakınını kaybetme sonrasında yaşanan durumlarıda içermektedir. Yani boşanma sonrası aslında yas sonrasında yaşanan sürece benzer. Bazı erkeklerın boşanma sonrasında durumu kabul etmeme, kendini ya da eşinden başka birini suçlama, inkar, reddetme ve ardından depresyon yaşandığı görülmektedir. Bu sürenin sonunda kişi boşanmayı kabul ederse ve boşanma sonrası yeni hayatını, iş ortamını, sosyal ağlarını güçlendirebilirse boşanmasının üstesinden gelmiş olacaktır.

Boşanma kadınları nasıl etkiler?
Kadın için boşanma, ekonomik zorlukları, bazıları içinse sosyal ve psikolojik yıpranmayı beraberinde getirirken; bazı kadınlar için boşanma, evlilikte yaşanan sıkıntıların sona erdiği ve rahatlamanın yaşandığı bir süreci ifade eder. Türk toplumunda ise boşanma, evliliğin bireyler için çekilmez bir hale geldiği noktada bir çözüm yolu olarak görülmektedir. Buna rağmen, gündelik hayatta pek hoş karşılanan bir durum değildir ve boşanmış bireylere karşı önyargılar artan boşanma oranlarına rağmen devam etmektedir.Eğitimli, çalışan ve şehirli kadının boşanması, kadının özgürleşmesinin bir göstergesi gibi algılanmaktadır. Fakat yinede geleneksel değerlerin hala devam ettiği bir toplumdayız. buda kadınların boşanmasının ardından ne kadar yüksek bir statüye sahip olsalar da, olumsuz yaklaşımlara maruz kalmaktadırlar. Hatta, işi olmayan, çalışmayan kadınların ise boşanmaya hakkı yokmuş gibi toplum tarafından algılanmaktadır. Hangi statü durumunda olursa olsun kadın boşanma sürecinde toplumsal baskıya maruz kalmaktadır. Boşanmış kadın için bu toplumsal baskıyla başa çıkmak bir çok kadını yıprattığını danışanlarımdan görmekteyim. Kadın boşandıktan sonra son derece ölçülü davranarak toplumsal yargıların üstesinden gelmeye çalışmaktadır. Toplumsal baskı ve kadının boşanması hakkında yapılan bir çok araştırmada akdınların boşanmadan sonra bu baskılardan olumsuz etkilendiği ve bu olumsuzluğu daha fazla maruz kalmamak, hayat kalitesini düşürmesini önlemek için topluma uyum sağladıklarını aktarmışlardır. Toplumsal baskının yanı sıra, sosyal yaşamın değişmesi, iş hayatında yaşanabilecek değişiklikler ön plandadır. Eğer evlilik hayatında kadın çalışmıyor, maddi özgürlüğe sahip değilse kendine bir iş edinmek, para kazanmak için ekonomik durumunu güçlendirmek için uğraşlara girebilir. Bunun toplumsal,sosyal ve ekonomik boyutunun yanında psikolojik durumunuda göz ardı etmemek gerekmektedir. Boşanmanın aldatılma, sadakatsızlık, şiddet, iletişimsizlik deneniyle olan nedenler bir birinden farklı psikolojik etkiler yaratmaktadır. Kadının boşanması isteyip istememeside boşanma sonrası duygu durumunu değiştirmektedir. İster kadın boşanmayı isteyen taraf olsun ya da olmasın, boşanmak bir kayıp yani bir yas süreci gibidir.sadece boşanmayı isteyen taraf boşanma sonrası olumsuzlukları hızlı atlatabilir. Fakat boşanmak istemeyen taraf, Yas sürecinde yaşanan psikolojik basamakları yaşayabilir. Olayı öncelerde yok saymak, kabullenmemek, inkar etmek gibi durumların ardından kişide suçluluk duyguları oluşabilmektedir. Bu aşamada kadınların boşanmanın nedeni olarak kendilerini görmektedirler. Sonrasında ise bu aşamayı geçip, kişinin kendinisini suçlamayı bıraktığı boşanmanın nedeni olarak eski eşini suçladığı döneme girilir. Bu sürede karşı tarafa yoğun öfke taşır ve öfkesini kontrol etmekte güçlük, mutsuzluk, ağlama nöbetlerine yani depresyon sürecine girebilir. Bu durumların ardından yaşanan son nokta ise, artık boşanmanın kabulu ve yeni yaşama adaptasyon sürecidir.

Boşanma sonrası depresyon yaşamamak için neler yapılabilir?

Boşanma sonrasında her insan depresyon yaşamayabilir. Çünkü hayat içerisinde yaşanan zorluklarla baş edebilmek kişiden kişiye göre değişmektedir. Bazı kişiler boşanma ile rahatladıklarını, zorlu giden evlilikten kurtulduklarını huzura kavuştuklarını söylemektedirler. Fakat bazı kişilerde boşanma ile beraber depresyon yaşayabilir, hatta ruh sağlığını geçici olarak kaybedebilir. Dolayısıyla bu sorunun cevabı ancak boşanan kişinin birebir tanınması ve o kişiye özel olarak cevaplayabiliriz. Yinede boşanan birerylerin boşanma sonrasında ekonomik açıdan feraha ulaşabilmek için çabaladıklarını görüyoruz. Depresyonda kalıp evden hiç çıkmayarak daha fazla uyuyarak bunun üstesinden gelmek zordur. Bir şekilde cesaret toplayarak iş arayışlarına girmesi çökkünlük, bitkinlik, halsizlik gibi depresyonun olası yanlarını azaltabilir. Öte yandan, depresyonlu birey arkadaş edinmek istemeyebilir, yeni sosyal çevreye girecek gücünü olmadığını düşünebilir. Dolayısıyla tekrar evde oturarark depresyonuna katkı sağlar. Yeni arkadaşlar, yeni uğraş aalanları,var olan hobiler ya da yeni hobiler edinme kısacası sosyal hayatını canlandıracak etkinliklerde bulunması gereklidir. Öte yandan, eşler abirbirlerinden ayrıldıklarında karı kocalktan ayrılırlar fakat anne babalık rolleri her zaman için devam edecektir. Bu yüzden çocuklarla görüşmeye devam etmek, onlarla zaman geçirmek, beraber az zamanda olsa kaliteli ve nitelikli zaman geçirmek hem çocuk hem boşanın kişinin sağlıklı olması için önemlidir. Diğer bir yandan, hayvanlar aleminde eşleri ölen kişilerin yas tuttukları çökkün, isteksiz davranışlar gösterdikleri yapılan araştırmalarda görülmektedir. Bu yüzden insanında boşanma evresi bir yas süreci gibidir. Yakınını kaybeden insanın bazı evrelerden basamak basamak geçmesi beklenen durumdur. Yanı yas evresinde olduğu gibi öncelikle boşanmayı inkar etmek, daha sonra yaşananlardan kendini sorumlu tutmak, sonrasında derin bir depresyon süreci yaşamak beklendiktir. Ve kişinin bu içsel çatışması onu ileride kaliteli, huzurlu ve mutlu bir hayata götüreceği unutulmamalıdır.

 

BOŞANMA SENDROMU
Boşanma sendromu nedir?

Toplumlaşma sürecinin ilk basamağını aile kavramı oluşturur. Aile anne babanın cinsel ilişkisi, kan ya da yasal bağlarla birbirlerine bağlıdırlar. Karşılıklı ilişkiler belli kurallara dayalıdır. Aile, maddi manevi zenginlikleri kuşaktan kuşağa aktaran, biyolojik, psikolojik, ekonomik, toplumsal, hukuksal ve buna benzer yönleri bulunan toplumsal bir kurumu ifade eden.zaman içinde pek çok değişiklik göstermiştir. modern dönemde toplumun değişmesiyle beraber aile kavramıda hızlı bir değişim göstermektedir. Aile biçimleri, aile içi ilişkiler, güç ve iktidar kullanımı açısından değişimler yaşanmaktadır. Eskiden aile bireylerinin ekonomik bakımı ön plandayken, modern dönemde evlilik kurumu duygusal doyuma ve anlaşmaya dayanan kurum haline dönüşmektedir. Evlilik şimdilerde mutluluğun arası, duygusal ve cinsel tatmin kaynağı olarak görülmektedir. Günümüz evliliklerinin öncelikli amacı, bireysel ihtiyaçların karşılanması, duygusal tatmin ve destektir. Evlilikler için öncelikli motivasyon, bireysel mutluluktur. Daha yakın dönemde, çocuklar için beraber olduğunu söyleyen eşler yerini artık karşılıklık aşk yaşayan eşlere bırakmıştır. Eskiden bir yastıkta bir ömür geçerken artık aşkın bittiğini ya da yaşanan bir zorluk karşısında beraber olamayan eşleri görmekteyiz. Modern dünya bizleri tüketim anlayışına götürmekte bu tüketim istediği insan ilişkilerinede yansımaktadır. Yani, bireyler ilişkilerindede hızlı yaşamayarak hızlı tükenmektedirler. Dolayısıyla, bir ömür boyu beraber olacakları ümidiyle yola çıkılan evliliklerin boşanma ile bitmedi bireylerde hayal kırıklığı ve hüsran yaşatmaktadir. Bu yüzden özellikle batı toplumlarında, boşanmanın artmasıylada tek ebevynli aileler sık görülmektedir. Umut dolu, mutlulukla evlilik yapan çiftlerin hızlı tükenmesi, özellikle eşlerden birinin aldatması yani beklenmedik ve ani gelişen boşanmalar bireylerde olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Buda kişide çeşitli sendromlara, olumsuz duygu durumlaranı oluşturmuştur. Boşanmak bu noktada evlilikten beklentinin karşılanmaması, duygusal doyumunun tatmin olmaması sonucunda gelişir ve boşanma sonrası çeşitli sendromları beraberinde getirir.

 

Boşanmış erkek ne tür psikolojik sorunlar yaşayabilir?

Eskiden toplumumuzda erkeklerin ağlamaması gerektiği, olumsuz duyguların gösterilmemesi gerktiği gibi inançlarla erkek çocuklar büyütülürdü. Bu inanç hala devam etmekteedir fakat modern toplumla beraber erkeklik kavramıda değişmektedir. Bu yüzden beklenmedik tranvatik bir durum yaşayan erkekler eskiden olumsuz duygularını gösteremedikleri için daha büyük sorunlar yaşardı. Hatta olumsuz bu duygularını paylaşmaktan çekinirler bu yüzden de duygularını aktaramadıkları için daha da içsel sıkıntılar yaşadıklarına tanık olmaktaydık. Alkol ve madde kullanarak kendilerini rahatlattıklarını daha sık görmekteydık. Şimdilerde modern zamanla beraber erkeklik kavramıda değişmiştir. Artık erkekler yaşadıkları olumsuz duygularını arkadaşlarıyla paylaşıyorlar. paylaştıkları olumsuz , kendi hayatlarının kalitesini azalttığını gören erkekler terapiye başvurabiliyor. Dolayısıyla boşandıktan sonra güçlenmek isteyen erkek bireylerle terapilerde sık karşılaşır olduk. Terapi süresinde erkekler nafakadan yakınır olduklarını görüyoruz. ödeyemeyecekleri nafakanın varlığından dolayı ekonomik sıkıntılar yaşadıklarını dile getirmektedirler. Bu yüzden maddi gelir getiren yeni alanlar oluşturduklarını görmekteyim. Bazı eşler boşandıktan sonra öfkelerini dindirememektedir. Bu yüzden eşlerine öfke, kin duygularını devam ettirmektedirler. Buda onların eşlerine karşı bir öç alma davranışı gösterdiklerini gözlemlemekteyiz. Bazı erkekler nafakayı ödemeyerek bu kin ve nefretlerini pasif şekillerde göstermektedirler. erkeklerin boşanma sonrası psikolojik durumları sağlıklı ilerlemeyebilir buda eşlerine fiziksel, psikolojik ve cinsel yönden saldırıda bulunabilirler. Bu noktada öfke kontrolü hakkında terapi almaları onların hayat kalitesini yükseltecektir. Öte yandan kadınlarında öç alma davranışı olarak çocuklarını babalarına göstermedikleri durumlar olmaktadır. Erkekler bu tür olaylar karşısında etkilenmekte ve bir daha çocuklarını göremeyecek olmalarının verdiği durumla baş etmeye çalışmaktadır. Bu durumlarla mücadele etmekten yorulan erkeklerin bir süre depresyon yaşadıklarını görmekteyiz. Fakat erkeklerde depresyon kadınlar gibi değildir. Kadınlar üzüntülerini ağlayarak, içlerine kapanarak gösterirken erkeklerde üzüntü öfke ve şiddet göstermektedirler. Bu süreci atlatabilen bir erkek daha huzurlu ve rahat bir yaşam standartları elde edebilir. Dolayısıyla, Boşanma sonrası bireyin psikoloji kültürden kültüre, durumdan duruma ve kişiden kişiye farklılık göstermektedir.

Boşanmış kadın ne tür psikolojik sorunlar yaşayabilir?

Boşanmanın kadın için ne tür sorunlar ortaya çıkardığını anlamamız için kadının kültürünü, boşanma süresindeki durumunu ve kişilik özelliklerini anlamamız gerekmektedir. Daha çok batı toplumlarında kadının boşanması kabul edilebilmektedir. Yinede buna rağmen kadınların bir çoğu boşandıktan sonra ilk ailelerinden destek göremediklerini belirtmektedir. Modernleşme süresiyle beraber ilk ailelerde boşanmak isteyen yetişkin çocuklarına destek verdiklerini görmekteyiz. Ailenin destek verip vermemesi kadını etkilemektedir. Öte yandani toplum halen boşanan kadını kabul etmemekte ve boşanan kadına atıflar kadınları yaralamaktadır. Çalışan, ekonomik özgürlüğü olan kadın boşandıktan sonra yinede ekonomik zorluklarla karşılaşabilir. Resmi işlerin yapımı, ekonomik geliri arttırmak gibi durumlarla karşılaşabilir. Boşanmayla beraber hayat mücadelesini tek başına üstleneceğini boşanmadan önce bilinmelidir. Yani birey eğer boşanma süresine geldiyse ve onu neşer beklediğini bilirse bunlarla baş etmesi daha olasıdır. Aksi bir durum olmazsa çoğu zaman çocukların velayetinin anneye verildiği görüyoruz. Hem Çocuklarına iyi bir ortam sağlamaya çalışan kadın hemde bir yandan başına gelecek zorluklarla mücadele etmeye çalışmaktadır. Fakat yapılan bir çok çalışmada, bir çok kadın boşandıktan sonra derin depresyon yaşadıklarını yinede belirli bir süre sonra çocuklarına güzel bir ortam oluşturduğunu mutlu, huzurlu ve keyifli olduklarını söylemektedirler. Dolayısıyla, kadınların şiddet gören evde durmaları ya da evliyken boşanmanın zorluklarını düşünerek mutsuz geçen bir evliliği sürdürmeleri hakkında düşünmeleri beklenmektedir. Boşanma sonrası yaşanacak psikolojik süreçten korkan bir çok kadın mutsuz evliliğini sürdürmeye devam edebilir. Aslında mutsuz giden evlilikler zamanla daha yıpratıcı olabilir. Dolayısıyla, kadınlar duygularını daha yoğun yaşayan bireyler olarak psikolojik süreçlerden evlilik, boşanma sırasında veya sonrasında çeşitli şekillerde yaşayabilirler.

Boşanma sendromu nasıl atlatılır?
Boşanma sonrası psikolojik sürecin üstesinden gelmek kültürden kültüre, durumdan duruma, bireyden bireye göre değişmektedir. Bazı kesimlerde eşinden boşanan kadınları daha fazla bir mücadele gerektirirken başka bir kesimde bu şekilde olmayabilir. Ya da bazı durumlarda eşlerden her ikisininde boşanmayı istemesi sürecin rahat atlatılması bakımından önemlidir. Öte yandan terk eden kişi süreci daha hızlı atlatırken terk edilen açısından durum pekte böyle değildir. Dolayısıyle durumlar boşanma sonrası sürecin atlatılması açısından önemlidir. Bazı kişilerin çivi çiviyi söker düşüncesiyle boşanmadan hemen sonra yeni ilişkiler kurduklarını görmekteyiz. Aslında boşanmadan hemen sonra başlanan yeni ilişkilerin sağlıklı sürmesi pekte olası olmayabilir. Kişinin boşanmadan sonra belirli ruhsal basamaklardan geçtikten sonra daha sağlıklı ilişkiler kuracağını düşünmekteyiz. Dolayısıyla boşanmanın hemen sonrasında kurulan ilişkiler kişiyi güçlendirmek yerine daha çok yıpratabilir. Bunun yerine sosyal ortamlara girmek, yeni arakdaşlar edinmek veya sevilen arkadaşlarşa paylaşımlarda bulunmak sürecin atlatılmasına olanak sağlayacaktır. Ayrıca ekonomik açıdan güçlenen bireyler ürettikçe, birşeyler hakkında çabaladıkça eskiden yaşadıkları olumsuz deneyimlerinin üzerine bir perde çekebileceklerdir. Dolayısıyla bu sürecin atlalması herkes için farklılık göstermektedir.

Boşanma sendromu yaşayanlar neler yapabilir?
Boşanma öncesinde yaşayabilecekleri durumu ön gören kişilerin boşanma sonrasındaki süreçleri atlatmaların daha kolay olduğunu düşünmekteyiz. Yani öncesinde olmayacak hayaller kurmak kişiyi daha sonrasında hayal kırıklığına götürebilir. Ayrıca Boşanma sonrasınınn sağlıklı olması, boşanma sürecinin ne kadar sağlıklı geçirildiğine bağlıdır. boşanma öncesi, boşanma sırası ve sonrasında aile/çift terapisi, bireysel ya da grup terapisi, boşanma hukuku ile ilgili bilgi almak önemlidir. Bu destek duygusal süreçleri ve karar süreçlerini daha sağlıklı yönetilmesine katkı sağlar. Boşanma ve sonrasında yaşayabileceğiniz durumlar hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. Ayrıca tek ebeveynliğin getirdiği sorumluluklar hakkında önceden ne yapılacağı hakkında düşünmek, karar vermek, bu konuda bilgi ve beceriler öğrenmek sürece katkı sağlayacaktır. Yeni yaşama uyum sürecini hızlandırmak için terapiden yardım alınabilinir. Buda kişinin zorluklar karşısında hangi baş etme stratejisini uyguladığını fark etmesini sağlacaktır. Ve baş etme stratejilerini geliştirdikçe bu süreç daha hızlı olacaktır. İnsanın kendini rahatlatan şeyleri bilmesi ve bunları keşfetmesi önemlidir. Bazı kadınların aşırı fedakar olarak yıllarca başkaları için çabaladıklarını bu yüzden neyi sevdiklerini, nelerin onu mutlu ettiğibi bilmediklerini gözlemleriz. Bu yüzden kişinin tekrardan kendisini keşfetmesi gerekebilir. Arkadaşlarla buluşmak, duygularınızı sizi yargılamayan ve güvendiğiniz birisiyle paylaşmak, gezmek, spor yapmak, bireysel ya da grup terapilerine katılmak, yeni şeyler öğrenmek, kurslara gitmek gibi aktiviteler örnek olabilir. Ayrıca boşanmadan sonra bir yakınını kaybettikten sonrakı yas süreci gibi bir süreç beklenmektedir. Üzüntü, mutsuzluk, kendini suçlama, öfke, ağlama nöbetleri yaşanabilir. Fakat bunun geçici bir süreç olduğu bu duygular yaşandıkça sağlıklı ve kaliteli yaşama geçileceği unutulmamalıdır. Ayrıca boşanmış kişilerle buluşmak bu süreci yaşamış olması sizi daha iyi anlamasını sağlayacaktır bu yüzden boşanmış kişilerle zaman geçirerek duygu ve düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz.

Boşanma sendromu uzun sürer mi?
Boşanma sonrasında insanların hayata daha umutlu ya da umutsuz bakmaları yaşadıkları boşanma süreciyle ilgilidir. Ayrıca, bireysel olarak sorunlarla baş etme beceriyle bağlantılı olarak değişiklik gösterir. Psikolojide ‘bitmemiş işler’ olarak tanımlanan bitirilen ilişkiye ait duygular, olaylar ve bizde bıraktığı izler silinmemiş olabilir. genellikle olumsuz olan duygusal ve düşünsel bir boşanma mirasına sahip olan kişiler, geçmişin gündemiyle yaşamaya devam edebilirler. İç dünyalarında bitiremedikleri işlerle uğraşırken bugünün ilişkilerini yaşamayı kaçırabilirler. yeni bir ilişkiyi ve evliliği reddedebilirler.
Bu durumdaki kişilere, sorunlu bir evlilik ve boşanma sürecinin ardından olumsuz duygu ve düşüncelerden arınmak kişilerin şimdiki günlük yaşamları için önemlidir. yeni ilişkileri daha objektif, sağlıklı duygu ve düşüncellerle karşılayabilmek için profesyonel yardım almak, yaşamlarında yeniden denge ve sağlıklılığı yakalamalarına yardım eder. Böylece yaşanılan boşanma krizi bir fırsata dönüşmüş olur. Her insan yaşadığı acı olaylardan sonra farklılaşır ve hayata bakış açısı gelişir. Bu da kişiyi olgunlaştırır. Kısacası boşanma sonrası psikolojik durumunun olumlu ya da olumsuz geçmesi kişinin elindedir. Kişiler boşanma sonrasında kendi üzüntülerini, hayal kırıklıklarını bir süre yaşayabilirler bu kriz ve tranvalardan sonra beklenen bir durumdur. Fakat geçmişteki hesaplaşmaları bir türlü bitirememek kişinin şimdiki günlük hayatını etkileceyği unutulmamalıdır.

Boşanma sendromu için terapi görmek gerekir mi? (terapiye başvurmak gerekir mi?)

Boşanma süresi eşlerin ilişkilerinde karşılaştıkları sorunlar karşısında eşlerden birinin ya da her ikisini tarafından başa çıkılamaz hale geldiği zaman gündeme gelebilir. Eğer eşler arasında etkin bir iletişim yoksa, sorunlarla yüzleşme, sorun çözme becerilerine sahip değillerse sorunlar kronikleşmeye başlayabilir. Başlangıçta evlilik için umutları olan eşlerin hayal kırıklıkları oluşmaktadır. Bu noktada çatışmalar artmaya başlar. Duygusal tatmin ve fiziksel yakınlık azalır. Eşler birbirlerini sevmelerine rağmen sorunlarıyla baş etme konusunda çaresizlik ve umutsuzluk yaşamaya başlarlar.Yaşanan duygusal süreç ve artan stres çiftin sorunlarla başetme becerilerini azaltır. Bu dönem aslında ayrılmak, boşanmak için karar vermek uygun bir dönem değildir. Bu durumda boşanmadan önce aile/çift terapisi, bireysel terapi, danışmanlık gibi profesyonel bir yardım almak daha sağlıklı ve doğru kararlar verilmek için önemlidir. Kızgınlığın ve stresin yoğun olarak yaşandığı süreçlerde verilen boşanma kararları ardından pişmanlıklar yaşanabilir.bu yüzden boşanma kararını almadan terapiye başvurmak boşanma süresine katkı sağlayacaktır. Boşanma sırasında mahkeme, evlerin ayrılması gibi konular kişilerin günlük hayat akışını doldurmaktadır fakat sonrasında yeni yaşama geçtikten sonra bireylerde farklı duygu durumları oluşabilir. Bu noktada kişinin hayat kalitesi arttıysa, içsel hesaplaşması zaman geçmesine rağmen hala şiddetli derecede geçmiyorsa, öfke patlamaları ve buna benzer normal dışı davranışlar görülüyorsa kişinin terapiye başvurması gerekebilir.